PNG LOGO

PINARA ANTİK KENTİ

Likya’nın “güzellikler merkezi” olan Pınara’ya, Fethiye – Kaş karayolundan Minare Köyüne giden yoldan ulaşılıyor. Güvercin yuvası biçiminde yuvarlak bir tepenin yamacına kazılmış sayısız mezarın görüntüsü gerçekten heyecan verici. Kalp biçimli sütunların çevrelediği ve tanrıça Afrodit’e adanmış kalp planlı bir tapınak belki de Pınara’yı görülmeye değer kılan en ilginç yapı.

Likya dilinde “yuvarlak” anlamına gelenPınara, adını üzerinde bulunduğu yuvarlak dağ tepesi biçiminden alır. Günümüzde bu antik şehir, kaya mezarlarıyla bezeli dağın yamacına serpilmiştir ve Xanthos vadisini arka fona alarak harika bir manzara sunar. Bu bakir kalmış ve genelde gözden kaçan antik kent, endemik bitki türleri, zeytin ve incir ağaçları ve kekik kokulu havasıyla diğer tarihi yerlerden ayrılmaktadır.

Tarihi Önemi

M.S. 5. Yy’da kurulan Pınara antik kenti, tahminlere göre hemen yakınında bulunan Xanthos artık artan nüfusa yetmediği için inşa edilmiş; fakat Likya uygarlığının üç büyük şehrinden biri haline gelmiş ve hatta bölgedeki en çok oy gücüne sahip altı şehirden biri olmuştur. 

Tarihi Kalıntılar

Birçok antik kentte olduğu gibi Pınara’da da tapınak, kaya mezarı, antik tiyatro ve akropoli görmek mümkün. Yerleşim yeri olarak kullanılmakla birlikte dini bölge olarak da görülmüş ve Apollon, Afrodit ve Athena tanrılarına adanmıştır. Günümüzde üç tapınak da ayakta kalmayı başarmıştır. Afrodit tapınağında, kalp şeklindeki sütunlar ve eşi benzeri bulunmayan el oymaları görülmeye değerdir.

Şehre bakan dağ tepesinde yüzlerce antik Likya mezarı bulunmaktadır. Likyalılar, ölülerin kanatlı cisimler tarafından cennete taşınacağına inanıyordu ve bu yüzden, uçurum kenarlarında oldukça yüksek yerlere gömüyordu ki geçişleri daha kolay olsun. Kayalara oyulmuş antik mezarlar ve eteklerine serilmiş doğası, buraya mistik ve huzurlu bir hava vermektedir. Kaya mezarlarının yanı sıra Pınara’da lahit mezarlar da bulunur. Hatta Likya uygarlığının günümüze ulaşmış en büyük lahit mezarlarından biri yine Pınara’dadır.

Antik Yunan tarzındaki amfitiyatro, yerleşimin kalbinde yer almaktadır ve oturma yerlerinin çoğu zarar almadan günümüze ulaşmıştır. 2. Yüzyılda yapılmış olan bu tiyatronun 27 sıra dizilişine baktığımızda, kentin 3.200 kişiye ev sahipliği yaptığını söyleyebiliriz. Yalnızca amfitiyatronun kendisi değil, antik kalıntıların ve Xanthos vadisinin manzarası da harika görünmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site Fatih Girgiç tarafından hazırlanmıştır. Muğla SEO